Burun Estetiği

Burun estetiğinde, her buruna özel ameliyat planlaması yaparak kişinin yüzüne uygun bir burun şekli ve daha da önemlisi buna eşlik etmesi beklenen “nefes alan bir burun” elde etmek gerekir.

Burun nefes ve koku alma işlevleri ile duyu organlarımız içerisinde en önemlilerinden biridir. Tat işlevini de büyük ölçüde etkileyen koku alma, nefes işlevi ile birlikte ahenk içerisinde olmalıdır. Bunun dışında, yüz ifadesinin en önemli belirleyicilerinden olan burnumuzun estetik ölçütlere uygun olması beklenir. Temel estetik oranlar içerisinde, yukarıdan aşağıya bir eksende bakıldığında, burun yüzün 1/3 orta kısmında yer alırken, yatay eksende gözün iris adı verilen renkli tabakasının dışına taşmamalıdır. Alt ve üst çene ile de yan bakışta uyum içerisinde olmalıdır.


Ön bakışta burnun estetik oranlarıYan bakışta burnun estetik oranları
Görsel Notu: Ön ve yan bakışta burnun estetik oranları


Herkes burun ameliyatı (rinoplasti) adayı olmayabilir.

Burunda estetik ve işlev anlamında belirgin problemi olmayan hastalarımız da küçük değişiklikler için başvuruyorlar. Çok küçük değişiklikleri ısrarla talep eden hastalarda ameliyat ne kadar iyi yapılırsa yapılsın hasta memnuniyeti beklenin altında kalabilmektedir. Bu noktada aslında sorunun hastanın bilinçaltında olabileceğini, uzun süren hasta- hekim görüşmeleri ile ortaya koymak gereksiz bir ameliyattan kurtarmak anlamına gelebilir. Bunun dışında diğer organ sistemleri ile ilgili hastalıkları ya da hastalık geçmişleri olan hastalar bu konuda hekimlerine detaylı bilgi vermelidirler. Eğer hastanın anestezisini yapacak hekimlerce onay verilmezse ameliyat gerçekleştirilmeyebilir.

Estetik görüntüsü sorunlu olan burunda sıklıkla nefes alma problemleri ile de karşılaşılıyor.

Burun estetiği ile ilgili sorunları olan hastalarımızın muayenesinde nefes ve koku alma problemleri ile sıklıkla karşılaşmaktayız. Bunlar, sadece derin nefes alışta burun kanatlarının birbirine yapışarak hava yolunun tıkanmasından [video linki], normalde hiç nefes alamamaya kadar değişen şekillerde olabilir. Bunların cerrah tarafından detaylı muayenesinin yapılarak ameliyat planlamasında göz ardı edilmemesi gerekir. Unutmayın ki iyi işlevi olmayan ama estetik anlamda güzel gibi duran burunlar sonraki süreçte mutlaka işleve yönelik onarıcı ameliyatlara ihtiyaç duyarlar. Ek olarak, genelde ameliyat sonrası dönemde şişlik ve ödemlerin geçtiği 6 ay- 1 yıldan itibaren nefes alışı düzelmeyen hastalarda genelde estetik sonuçlar da beklenenin altındadır.

Burnun bilgisayarlı tomogrofi ile görünümü
Görsel Notu: Bir hastanın bilgisayarlı tomografi görüntüsünde burun içerisinde yer alan ve balon halini almış “konka” bezesi. (Pembe noktalı oluşum)

Burun problemleri ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor.

Burundan nefes alamama, geceleri ağzı açık uyuma, ağız kokusu, ağız kuruluğu gibi sorunlara yol açabildiği gibi uzun süreçte , akut koroner sendrom, akciğer damarlarında hipertansiyon gibi ciddi sağlık sorunları için de suçlanmıştır (1) . O nedenle burundan nefes almada ciddi sorun yaşayan hastalarımızın mutlaka detaylı bir muayeneden geçmelerini önermekteyim.

Burun şeklinin düzeltilmesinde sadece ameliyata dayalı çözümler kullanılmıyor.
Burunda şekil bozukluklarının küçük müdahalelerle düzeltilebileceği hastalarımda özellikle ameliyat olmayı istemiyorsa, geçici etkili hyaluronik asit bazlı dolgularla deformitelerin düzeltilmesi mümkündür. Ancak dediğimiz gibi yapılan müdahale geçicidir ve belirli zaman aralıkları ile tekrarlanması gerekir. Burnun eksenlerinde bariz deformasyonlar içeren, kıkırdakları yetersiz olan hastalarımızda dolgu ile müdahalelerin yetersiz olacağını hatırlatmak isterim.

Burnun estetik ameliyatları “ağrısız” olarak tabir edilen ender ameliyatlardandır.

Hastalarımız estetik burun ameliyatlarından sonra, hissedilebilecek ağrı ile ilgili önyargılara sahiptir. Ancak aşırı deforme burunlarda kaburgadan alınan kıkırdak yama nedeniyle göğüs kafesinde oluşabilen birkaç günlük ağrılar dışında burun bölgesinde ağrı olması sık karşılaşmadığımız bir bulgudur. Kendi hastalarımda ameliyatın başından sonuna kadar yapılan buz uygulaması ile ameliyat boyunca kanama da az olmakta ve morluk ile ödem de nadiren gözlenmektedir.

Rhinoplasty - Burun Estetiği Ameliyatı

Her burun ameliyatında kemikte kırıklar oluşturmak gerekmeyebilir.

Burun ameliyatında, kemikte şekillendirici aşındırma ve kırma işlemleri burnun yukarıdan aşağıya ekseninde ağır sapmalar olan hastalarda ve /ya da burun sırtında şekli etkileyen bir tümseği olan hastada gerekli olabilmektedir. Bu aşındırma ve kırma işlemlerinin yapılmadığı hastalarda ödem, morluk ve şişlikler daha az olmaktadır. Ameliyatlarımda son yıllarda güncel hale gelen ultrasonik yontucu olan piezzo sistemi ile kemik şekillendirmesi yapıyorum. Bu sayede hastalarımda şişme ve morluklar da en aza düşmektedir. Bununla birlikte bu manevraların gereklilik halinde mutlaka uygulanması gerekmektedir. Kırık oluşturma işlemi dışında sözünü ettiğim sorunların ortadan kaldırılmasında bölgenin yapay ya da kişinin kendisinden alınan ve “greft” adı verilen dokularla desteklenmesi de söz konusu olabilmektedir.

Hastalarımızın çoğunda burun tamponu uygulaması gerekmemektedir.

Burun ameliyatı adaylarının bir korkulu rüyası da burun tamponu adı verilen ve kanamayı durdurmak için kullanılan çeşitli materyallerdir. Tampon konulan hastalarda tamponun çekilmesinde ağrı olup olmayacağı sıkça merak edilmektedir. Burunda genelde kanama odağı olan bölge burnun “septum” adı verilen orta bölmesidir ve ameliyat sonunda bu bölmeye birçok noktadan dikişler konarak kanama ihtimali azaltılmaktadır. Bununla birlikte “konka” denilen burun içi bezelere yapılan cerrahi müdahalelerin sonunda belli miktarda sızıntı şeklinde kanamalar olabilmektedir. Bu durumda içindeki kanal aracılığıyla solunum yolunu açık tutan silikon tamponlar kullanılabilmektedir. Bu tamponlar da ertesi gün çekilmektedir ve çekilmesi saniyelik bir işlem olup çoğunlukla ağrısızdır. Çok nadiren hastalarda aksırma, ıkınma gibi durumlarda ortaya çıkan ani kan basıncı değişikliklerine bağlı olarak kanama miktarı artabilmektedir. Bu durumda biraz daha dolgunca tamponlar kullanılabilmektedir. Çok gerekli ise lokal anestezi ile kamera eşliğinde kanama odağı saptanarak yakılabilir. Hastalarımız ameliyat olduklarının bilincinde olarak her ameliyatta olduğu gibi, kanama ihtimali olabileceğini unutmamalıdırlar. Bu ihtimal özellikle ilk 15 günde daha fazladır ve bu nedenle baş kısmının kan basıncını artıracak ağır aktivitelerden mutlaka kaçınılmalıdır.

Her buruna özel ameliyat planlaması yaparak kişinin yüzüne uygun bir burun şekli ve daha da önemlisi buna eşlik etmesi beklenen “nefes alan bir burun” elde etmek gerekir.

Her insanın yüz oranları birbirinden ciddi farklılıklar gösterir. Göz önünde olması nedeniyle burun, parmak izi gibi kişiye özgün olan bu yapıyı yaratmada anahtar role sahiptir. Hastalarımın fotoğrafları üzerinde onlarla birlikte yaptığım değişikliklerde, onlar da burun şeklindeki ufak değişikliklerin yüz ifadesini ciddi bir şekilde etkilediğini görmekteler. O nedenle karar verme aşamasında, hasta beklentilerinin nefes alma işlevini etkilemeyecek ölçüde ve yüzlerine uygun olması gereklidir. Örneğin çene açısı geniş hastalarda burnun çok küçültülmesi, görsel açıdan da hoş görünmeyen bir yüz ifadesine yol açabilir. Fotoğraf değişiklikleri, tüm hastalarıma da söylediğim gibi sadece bir ön fikir vermeyi ve hastamın beklentilerini bana anlatabilmesini amaçlar ve ameliyat sonucunu birebir yansıtmayabilir. Çünkü fotoğrafta yapılan her değişikliğin bir cerrahi karşılığı olmalıdır.

Rhinoplasty - Before & After

Ameliyatta kesi izi oluşması anatomik sorunun boyutu ile ilişkilidir.

Hastalarım ameliyattan sonra iz kalıp kalmayacağını doğal olarak soruyorlar. Burnun estetik ameliyatları temelde üç ana tipte ayrılmaktadır. Birincisi “açık teknikle rinoplasti” dediğimiz, burun ucu ile dudağı birleştiren ve kolumella adı verilen geçiş bölgesinde bir kesi ile burun kanatlarının iç yüzünde kesiler gerektiren bir yöntemdir. Kolumelladaki iz görünür bir iz olmakla birlikte birkaç aylık sürede belli belirsiz bir hal almaktadır. Burun kanadının iç tarafındaki kesilerde ise dışarıdan görünür bir iz beklenmez. Açık teknik, anatomik yapıların en iyi gözlenebildiği ve en rahat müdahale edilebildiği tekniktir. Kolumellada kesi yapıldığı için ameliyat sonrası ödem ve morluğun kapalı tekniğe göre daha fazla olduğunu bildiren yayınlar olmakla birlikte şahsi tecrübemde arada önemli bir fark gözlemlemedim. Burnun ağır deformitelerine en rahat yaklaşımda bulunulabilen tekniktir. Doğurtma tekniği (delivery method) ya da yarı kapalı teknik olarak bilinen yöntemde kolumellada kesi oluşturmadan iç kesilerle burun yapıları dışarı doğurtularak ameliyat içi iskelet düzenlemeleri yapılır. Burun sırtını görmek açısından açık tekniğe göre biraz daha sınırlı bir tekniktir. Ama özellikle burun ucu şekillendirmelerinde çok işe yarar. Kapalı teknikte ise burun kanatları ile burun orta bölmesinde yapılan kesilerden ameliyat gerçekleştirilir. Böylelikle dışarıdan görünür bir iz kalmamış olur. İç anatomik yapının en sınırlı gözlenebildiği tekniktir. Bazen endoskop denilen kameralarla daha detaylı görmek mümkündür. Özellikle ultrason aracılı (piezzo) ameliyatlarda kamera kullanımı gerekli olabilmektedir.

Burun ameliyatında kullanılan çeşitli kesiler. Açık teknikte burnun kolumella adı verilen kısmında sıklıkla “v” harfi şeklinde olmak üzere dışarıda iz bırakan çeşitli açılış kesileri kullanılır.

Görsel Notu: Burun ameliyatında kullanılan çeşitli kesiler. Açık teknikte burnun kolumella adı verilen kısmında sıklıkla “v” harfi şeklinde olmak üzere dışarıda iz bırakan çeşitli açılış kesileri kullanılır.
Bazı hastalarımızda burun kanatları çok geniş olduğu için burun kanatlarını daraltıcı dış kesiler de uygulanmakta ve bunlar yarımay tarzında izler bırakabilmektedir.

“Birkaç günde burun ameliyatının tüm şişlikleri morlukları geçer ve normal hayatınıza dönebilirsiniz” tarzındaki yorumlar hatalıdır ve itibar edilmemelidir.

Hastalarda burun ameliyatı sonrası oluşacak değişikliklerin geri dönmesi 6 ay- 1yıl arasındaki sürelerde gerçekleşir. Hastayı tatmin eden sonuçlar genelde ilk 3 ayda elde edilebilmekte ise de genelde ilk 6 aydan önce yorumda bulunmak erken sayılabilir. Hastalarımız genelde birçok hekimden görüş almaktalar. Yüzünüzde hiç şişme olmayacağı çok iddialı bir vaattir. Hatta bu şişmelerin ve morlukların birkaç günde tamamen ortadan kalkması pek beklenen bir durum değildir. Özellikle morluklar nadiren de olsa 3 haftadan daha uzun sürebilmektedir. Bu süreçte hastalarıma ilk günler için saatte 15 dakikayı geçmeyecek şekilde buz uygulaması ve yanaklarla dudaklar için ödem çözücü etkinlikleri kanıtlanmış çeşitli jeller öneriyorum.

Ameliyat sonrasında nelerle karşılaşabileceği konusunda hastalarımın detaylı olarak bilgilendirilmeleri ameliyat öncesi gerilimlerini de azaltmaktadır.

Herkes için geçerli olduğu üzere insanoğlu sonuçlarını tahmin edebildiği ya da öğrendiği eylemlere girişirken daha az gerilim içerisinde olmaktadır. O nedenle ameliyat sonrasındaki süreçten ve olası riskler ve olumsuz sonuçlar olarak nitelendirebileceğimiz “komplikasyonlar”dan haberdar olduklarında bu sorunların yönetimi ile ilgili hekimleri ile daha fazla uyum içerisinde olmaktadırlar. Her ameliyattan sonra bazı sorunlarla karşılaşılabilir ve önemli olan ve cerrahlığın da ön plana çıktığı durum bu sorunların yönetilmesidir. Estetik burun ameliyatında ortaya çıkabilecek temel sorunlar içerisinde hasta beklentisinin altında bir sonuç alınması, burun kanaması, yara hattı enfeksiyonu, ağır eksen kayması olan hastalarda eksen kaymasında tekrarlama, burun iskeletinde çökme, burun kanatlarında işlev yetersizliğine bağlı nefes alma sorunları, içeride yer alan bezelerin tekrar şişmesi gibi sorunlarla karşılaşılabilmektedir. Bunlarla ilgili olarak hastalarıma mutlaka detaylı bilgi vermekteyim. Bunlara ek olarak tüm ameliyat biçimlerini de önceden kestirilemeyecek ameliyat içi sorunlarla da karşılaşılabilir. Örneğin, ilaç alerjisi, anestezi işlemine bağlı genel riskler bu gruptadır. Yine bu noktada ameliyathanede bulunması nedeniyle hasta tam güvenlik altındadır ve genellikle bu tür sorunlar ciddi sonuçlarla karşılaşmadan bertaraf edilebilmektedir.

İkinci ya da üçüncü burun ameliyatları ilk kez geçirilen burun ameliyatına göre iyi sonuçlar almak açısından daha kapsamlı olacaktır.

Burun estetiği ile ilgili sorunlar nedeniyle başvuran hastalarımın bir kısmı daha önce burun ameliyatı geçirmişlerdir. Bu hastalar şekil ya da işlevdeki yetersizlikten rahatsız olurlar. Örneğin, burun içerisinde yeniden şişen bir konka bezesi çok da nadir görmediğimiz ve nefes almayı olumsuz etkileyen bir sorundur. Bu durumda radyofrekans, lazer ya da cerrahi yöntemler ile tekrar düzeltme işlemi gerekebilir. Burun şekli ve iskeleti ile ilgili sorunlarda silbaştan rinoplasti ameliyatı gerekli olabilir. Bu durumda geçirilen her ameliyat burun cildinde incelmeye yol açabilir ve iskeletteki onarımın kaburga ya da kulak kıkırdaklarından alınacak yamalarla desteklenmesi gerekebilir. Burun cildindeki incelmenin önüne geçmek için düzeltme ameliyatlarında yama alınan sahadan, çevre kaslara ait zar tabaka (fasya) yaması da alınarak kıkırdakların üzeri örtülebilmektedir. Bu durumda yama alınan sahada, bakımı yi yapıldığında zamanla belirsizleşebilen bir iz kalabilir. Kadında bu iz genelde meme altı katlantıda gizlenebilir.

Merak eden hastalarımız için kaynak bir yayın:
(1) Mladina R, Skitarelić N, Carić T, Raguž M. Type 5 and 6 nasal septal deformities: Could we predict and prevent acute coronary syndrome attacks in the future? Med Hypotheses. 2015 Nov;85(5):640-4.


Estetik Ameliyatlar

Estetik Acıbadem